Sessiz, sakin, kötü sürprizlere gebe olmayan mekan arayışı bu kez Cibalikapı Balıkçısı’nın Moda Şubesi’ne karar vererek sonuçlandı. İki kişilik yemek için mekanı ben seçtiğim için tercih o kadar zor olmadı. Kişi sayısı arttıkça mekan seçimi de ister istemez zorlaşıyor. Risk sevmediğim için bahçe yerine içeride ama cam kenarında oturacak şekilde rezervasyon yaptırdım. Salı akşamı saat 20:30 gibi mekana gittiğimizde rezervasyona hiç de gerek olmadığını gördük. Yanlış görmediysem içerideki masaların tamamı boştu. Dışarıda da çoğu masa boştu. Bahçede oturmayı tercih ettik. Hafif loş ortam masalardaki mumlarla beraber gayet hoş olmuştu. Daha önceki gidişlerimde Yunan müzikleri ağırlıklıydı ama bu sefer şansa Türk sanat müziği vardı. İçecek olarak 35lik yeşil Efe aldık. Yanına rakının bence olmazsa olmazı beyaz peynir ve kavunumuzu aldık. Cibalikapı Balıkçısı klasiklerinden olan Girit ezmesi, saraylı ve kabakçiçeği dolması seçip meze tepsisini gönderdik. Cibalikapının mezeleri çok çeşitli ve tüm çeşitler oldukça başarılı. Fazla yemek istemediğimiz için çeşidi az tuttuk ama lakerda ve mezgit sarmada da aklım kaldı. Girit ezmesi beyaz peynir, ceviz, şamfıstığı ve sarımsakla yapılan ve kızarmış ekmekle tadına doyulmayan bir meze. Muhakkak denenmeli. Saraylıyı garsonun tavsiyesiyle aldık. 250 senedir yapılan bir mezeymiş. İçinde neler olduğunu iki kez tekrarladı sağolsun ama o kadar çok şey saydı ki hepsini birbirine karıştırdım. Kullanılan onca çeşni yüzünden ne balığı yediğinizi pek anlayamıyorsunuz ama yediğinizin çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. İnternette araştırdığımda saraylının, diğer adıyla balık turşusunun, levrekle yapıldığını gördüm. Kullanılan malzemelerse şöyle: zeytinyağı (balıkları kızartmak için), sirke, süzme bal, safran, limon yaprağı, defne yaprağı, mersin yaprağı,tarçın, zencefil, dövülmüş karanfil, kakule tohumu… Bu kadar malzemeden hem tatlı hem de ekşili müthiş bir lezzet çıkıyor. Kabakçiçeği dolması dolmanın içinden haz edip biber sevmeyenler için ideal. Gelen az ve öz mezeleri afiyetle yedikten sonra ara sıcak olarak ahtapot ızgara istedik. Masada çok kısa süre kaldı kendileri. Tam kıvamında ve müthiş lezzetliydi. Benim standartlarıma göre biraz az da olsa bu kadarla kaldık, hatta tatlı bile yemedik. Keyif kahvelerimizi de içip mutlu mesut ayrıldık Cibalıkapı Balıkçısı’ndan. İki kişi için 100 TL verdik. Balık yemediğimizi hesaba katarsak hesap biraz fazla ama bence Cibalikapı Balıkçısı aldığını hakediyor.
İş çıkışı abimle buluşup hem alışveriş hemde akşam yemeğini yemek için Palladium AVM’ye gittik. Yemek için Midpoint’i tercih ettik. Mekan son derece ferah ve masaların arası son derece geniş. Kimi mekanlarda olduğu gibi konuştuklarınızı yan masa duyacak diye rahatsız olmazsınız. Girişte sol taraftaki stand’ta bulunan gazetelerden istediğinizi alıp masanızda siparişiniz gelinceye kadar rahatlıkla okuyabileceğiniz bir atmosfer var.

Menüden, sebzeli haşlanmış dana eti ve roka salatası sipariş ettik. Fazla beklemek zorunda kalmadan siparişlerimiz geldi. Dana etleri ne az ne çok, tam kıvamında pişmiş ve son derece de yumuşaktı. Miktar olarak tatmin ediciydi. Yanındaki sebzelerin miktarı yetersiz ama lezzetliydi.

Roka salatası ise gerçekten mükemmel hazırlanmıştı. Roka yaprakları taze, salata ise miktar olarak gerçekten doyurucu bir şekilde servis edilmişti. İçecekler ile birlikte 50 TL civarı bir hesap ödedik.
Lezzet: ****
Servis: ***
Fiyat: ***